
Demir Çağı
IId yıkımından sonra Stel Binası'nın terkedilmiş olması muhtemel olup yerleşim her halükarda Helenistik ve Bizans dönemlerinde düzlenmiştir ancak binanın kendisinin Kuzeydoğu ve Kuzeybatısında, dış zemin seviyesinin daha alçak olduğu yerde, bir ölçüde geç Demir Çağı yerleşimi sürmüştür. IIf safhasındaki, buna müteakip bina bir tanesinde Kıbrıs'ta Beyaz Boyalı IV (White-Painted IV) ve Düz Beyaz IV (Plain White IV) olarak bilinen stille yapılmış çok homojen bir grup seramiğin bulunduğu birkaç basit fırınla ilintilidir. Carl Knappett tarafından gerçekleştirilen petrografik analiz bu seramiklerin yerleşimde imal edilmiş olduğunu göstermiştir. Bu stilin tarihiyle ilgili şu anki tahminler M.Ö.700-650 civarında gezinmektedir. Burada tabakalanma çok sıkışıktır -500 yıl için takriben 50 cm- ve 650 öncesindeki belirsiz yarım binyılda neler olduğunu keşfetmek için başka yerlere bakmamız gerektiğinden ilgimizi yerleşimin merkezine yönelttik.
1995-6'da kilise temellerinin güneyinde Demir Çağı birikintilerine doğru açılan sondajda 1.5 m derinliğe kadar herhangi bir mimari kalıntıyla karşılaşılmadı ancak burada içine geniş depolama çukurlarının açıldığı açık bir alan vardı. Bağlantılı binaların çok da uzak olamayacağı varsayımıyla arkeolojik sekansı mimariyle ilintilendirebilmek için bu sondajı doğuya doğru genişletmeye karar verdik. 2007-2009'daki çalışmaların sonuçları yerleşimin bu kısmının oluşumunda dört ana aşamanın olduğunu ortaya koydu. En geç Klasik öncesi aşama (tarafımızca Yüzey 1 olarak adlandırılmıştır) açık bir alanla temsil edilmekte olup iki ya da üç küçük ocak, iki ya da daha çok derin yuvarlak depo çukuru, K14d'de 35 metreküplük kapasiteye sahip çok daha büyük dikdörtgen bir depo çukuru ve tepenin batı kenarında daha önce "hendek" olarak nitelendirilen ama artık açık şekilde derin dikdörten bir çukur olduğu anlaşılmış olan daha da büyük bir depolama yapısına sahiptir.
I/J14'teki Devasa Demir Çağı depolama yapısı (P11/11)
Bu tabakaların tarihlerinin saptanması ana alanlardan yeterli sayıda iyi durum C14 numunesi elde edilememiş olduğundan güçtür. Bu tabakalardan daha ziyade yerel seramikler elde edilmiştir ancak zaman geçtikçe Kırmızı üzerine Siyah (Black on Red) ya da ikirenkli (Bichrome) gibi tek tük egzotik malların ithal ve taklit örnekleri de bulunmuş olup bunlar Akdeniz bölgesiyle kültürel ilişkilerin yeniden tesis edildiğini gözler önüne serer. Bu aşamada Yüzey 3 ve 4 Bu aşamada Yüzey 3 ve 4 Yüzey 1'den hemen önceki yüzyıllara ait görünmektedirler ve bu bağlamda geçici olarak M.Ö. 900-700'e tarihlendirilebilirler.
Daha derindeki üçüncü aşama Yüzey 4'ün dolgusu tarafından mühürlenmiş bir dizi mimari safhadan oluşur. Bunların en geç olanı (Safha 5) sadece batı tarafa doğru mevcuttur ve dönem dönem depo çukurları ya da bir fırına sahip bir seri açık yaşam alanına sahip olup bulmuş olduğumuz sayısız kazık çukurunun göstermiş olduğu üzere muhtemelen geçici sundurmalarla güneşten korunmuşlardır. Burada farklı dönemlere ait kötü inşa edilmiş taş ve kerpiç duvarlar vardır ancak bağlantılı mimarinin büyük kısmı 1990'larda çağdaş bir evin bir kısmını bulduğumuz höyüğün batı ucuna doğru bir noktada bulunmaktadır. İki bölge arasındaki bağlantı çok daha sonra, Yüzey 1 zamanında devasa dikdörtgen depo çukurunun kazıcıları tarafından imha edilmiştir.
Safha 6c kazık çukurları
Maalesef, halkanın devamını takip etmeyi umduğumuz doğu yönündeki uzantısı K14'deki Yüzey 1'e ait çok büyük tahıl yapısı da dahil değişik dönemlere ait çukurlar tarafından yok edilmiş olduğundan bunun gerçekten yuvarlak olup olmadığını (ya da örneğin apsidal mi olduğunu) söyleyememekteyiz.
Seramikler sözkonusu Safha 6'nın takriben Stel Binası'nın geç safhalarıyla (IIc/d) çağdaş olduğunu göstermektedir. Bu durum Doğu Binası'nda IId safhasında yeni bir inşa yapılmamış olması, açık bir alan bırakılmış olması ve bunun üstünde, IId Stel Binası'nın yıkılmış doğu odalarının (Oda d5) hemen üzerindeki alana batı yönünde uzanmakta olan sayısız kazık çukurlu bir yüzeyin var olması itibariyle rastlantısal olmayabilir.
Ayaklı bir matara şekilli testi.
